Makro Ekonomi Kavramları

Temel Makro Ekonomi Kavramları & Makro İktisat Kavramları / Nedir? Tanımları, Kısa Açıklamaları, Kavram Listesi

[Bu kavramlar, Yüksek Lisans dersi ödevi olarak derlenmiş ve 29.03.2020 tarihinde turkau.com için yeniden düzenlenmiştir. Kavramlar alıntılanırken, yorumlanırken veya derlenirken Yüksel Bilgili (Makro İktisat) kitabı ve Kemal Yıldırım (Makro Ekonomi) kitabı başta olmak üzere bir çok kitap ve internet kaynağından da yararlanılmıştır. Hazırlayan: Aslı İşbilir.]

1) Temel Makroekonomik Değişkenler ve Kavramlar

  • GSYH: Bir ekonomide, belli bir dönemde üretilen mal ve hizmetlerinpiyasa değeridir. Ekonomik faaliyetlerin temel ölçüsüdür.
  • Nominal GSYH: Bir dönemin üretiminin değerini aynı dönemin fiyatları (cari fiyatlar) ile ölçer.
  • Reel GYSH: Bir dönemin üretiminin değerini baz alınan bir yılın fiyatları (sabit fiyatlar) ile ölçer.
  • GSYH Düzeyi: Belli bir dönem için nominal veya reel olarak ölçülen GSYH.
  • GSYH Büyüme Hızı: Bir dönemin GSYH’si ile bir önceki döneminki arasındaki oransal farktır.
  • Kişi Başına GSYH: Bir dönemin GSYH’sinin ülke nüfusuna bölünmesi ile bulunur. (Kişi başına reel GSYH en önemli ekonomik refah göstergesidir.)
  • Enflasyon Oranı: Bir dönemde fiyatlar genel düzeyinde ortaya çıkan sürekli artıştır.
  • GSYH Deflatörü: Nominal GSYH’nin reel GSYH’ye oranıdır. Belli bir yılda geçerli olan fiyatların baz yılın fiyatlarına oranını gösterir.
  • Büyüme: Bir ekonominin ürettiği mal ve hizmet miktarındaki artışlardır. Büyüme hızı ise reel GSYH’nin artış hızıdır.
  • İstihdam: Üretim faktörlerinin fiili olarak üretime katılmasıdır.
  • İşsizlik Oranı: Bir ekonomide çalışmak istediği halde iş bulamayan işgücünün, toplam çalışabilir işgücüne oranıdır.
  • Ekonomik Dalgalanma: Üretimin alışılagelen trendi çerçevesinde ortaya çıkan genişleme ve daralmalardır.
  • Potansiyel Hasıla Eğrisi: Reel GSYH’nin, üretim faktörlerinin tam kullanımı halinde beklenen gelişimini sergiler.
  • Ekonomi Politikası: Devletin birtakım araçları kullanarak belli araçları kullanarak, belli amaçları gerçekleştirmeye yönelik çabalarıdır.
  • Para Politikası: Merkez Bankasının para arzı vasıtasıyla ekonominin harcama potansiyelini yönlendirmesidir.
  • Maliye Politikası: Devletin vergiler, kamu harcamaları ve borçlanma yoluyla ekonomiye müdahale etmesidir.
  • Dış Ticaret Politikası: Dış alemle yürütülen ekonomik ilişkileri (mal ve hizmet ticareti, emek ve sermaye hareketleri…) düzenlemeye yönelik politikalardır.
  • Gelirler Politikası: Ücretler ve fiyatlar üzerindeki doğrudan kontrollerdir.
  • İstikrar Politikaları: Ekonomik dalgalanmaları yumuşatmata yönelik ve kısa dönemli politikalardır.
  • Büyüme Politikaları: Ekonominin üretim kapasitesini artırmaya yönelik uzun dönemli politikalardır.
  • Değişkenler: Fonksiyonu oluşturan unsurlardır. Fonksiyonun kendisi de değişkenler arasındaki ilişkilerdir.
  • Bağımsız (Açıklayıcı) Değişken: Değeri fonksiyonel ilişkinin dışına belirlenen değişkene bağımsız değişken denir.
  • Bağımlı (Açıklanan) Değişken: Değeri bağımsız değişkenin değerine bağlı olarak belirlenen değişkendir.
  • İçsel (Endojen) Değişken: Model çerçevesinde açıklanmaya çalışılan değğişkendir.
  • Dışsal (Egzojen) Değişken: Model dışında belirlenen, fakat modeldeki içsel değişkenleri etkileyen değişkendir.
  • Stok Değişken: Zaman boyutuna bağlı olmayan değişkenlerdir. (mal stoku vb.)
  • Akım Değişken: Zaman boyutuna bağlı olarak ifade edilen değişkenlerdir. (üretim vb.)
  • Ex-Ante Büyüklük: Bir değişkenin dönem başında planlanan (umulan) değeridir. (Hanehalklarının dönem başında planladıkları tüketim, firmaların planladıkları yatırım…)
  • Ex-Post Büyüklük: Bir değişkenin dönem sonunda gerçekleşen fiili değeridir. (dönem sonunda gerçekleşen tasarruf ve yatırımlar…)
  • Denge: Bir sistemde farklı yönelişteki güçlerin eşitlik içinde olduğu ve sistemdeki değişkenlerin değişme eğilimi göstermediği durumdur.
  • Kısa Dönem: Sistemdeki bazı değişkenlerin değiştirilemediği ya da en az birisinin sabit kaldığı zaman dilimidir.
  • Uzun Dönem: Sistemdeki bütün değişkenlerin değişebileceği bir zaman dilimidir.
  • Statik Analiz: Yalnızca denge durumlarıyla ilgilenen analizdir.
  • Dinamik Analiz: Sistemin değişme durumlarını inceleyen analizdir.
  • Nihai Mal ve Hizmetler: Ekonomideki üretici birimlerin üretimde aramalı olarak kullanmayacağı, tüketim, yatırım ve ihracat için kullanıma hazır mal ve hizmetlerdir.
  • Katma Değer: Bir malın üretiminin her bir aşamasında o malın değerine yapılan ilavedir.
  • Otonom Tüketim: Gelir düzeyinden bağımsız tüketim
  • Marjinal Tüketim Eğilimi: Gelir arttıkça tüketimin nasıl değiştiğini gösterir. Gelirdeki bir birimlik artışın tüketime giden kısmını ifade eder.

GSYH’nin Ölçülmesi ve Kavramları:

  • Üretim Yöntemi: Firmaların ürettikleri tüm mal ve hizmetlerin miktarları ile bunların fiyatlarını çarparak, dönem üretiminin değerinin hesaplanmasıdır.
  • Gelir Yöntemi: Üretim, mal ve hizmet üretmek amacıyla kullanılan üretim faktörlerinin üretime katılmaları sonucunda üretimden aldıkları payın toplanmasıyla GSYH2nin hesaplanmasıdır.
  • Harcama Yöntemi: Bir ekonomide yapılan harcamaların toplamından yararlanılarak yapılan hesaplamadır.

Diğer Milli Gelir Hesaplamaları ile İlgili Kavramlar

  • GSMH: Bir ekonomide ülke vatadanşları tarafından genellikle bir yılda üretilen nihai mal ve hizmetlerin piyasa fiyatları cinsinden değeridir.
  • Dış Alem Faktör Geliri: Bir ülkenin vatandaşlarının yurt dışında ürettiği değerlerdir.
  • Dış Alem Faktör Gideri: Bir ülkeye ait olmayan üretim faktörleri tarafından üretilen değerlerdir.
  • Net Faktör Geliri: Dış alem faktör geliri ile dış alem faktör gideri arasındaki farktır.
  • Safi Milli Hasıla: Ekonominin gerçek üretim gücünü gösterir. GSMH’den amortismaların çıkarılmasıyla bulunur.
  • Milli Gelir: Safi milli hasıla değerinden dolaylı vergilerin düşülmesiyle bulunur. Üretim faktörlerinin üretimden aldıkları payların toplamıdır.
  • Kişisel Gelir: Kişilerin ellerine geçen gelirdir.

Milli Gelir
(-) Kurumlar Vergisi
(-) Dağıtılmayan Kârlar
(-) Sosyal Güvenlik Kesintileri
(+) Transfer Gelirleri
(+) Temettü Gelirleri
(+) Borç Faiz Gelirleri
>>> KİŞİSEL GELİR

Harcanabilir Gelir (Kullanılabilir Gelir): Her türlü kesintiden muaf olan, yani kullanıma hazır olan gelirdir.

Kişisel Gelir
(-) Dolaysız Vergiler
(-) Diğer Tüm Kesintiler
>>>
HARCANABİLİR GELİR

  • GSYH Deflatörü: Bir dönemin nominal GSYH’sinin reel GSYH’sine oranıdır. Baz alınan yıl ile ölçümü yapılan yıl arasındaki fiyat değişiminin bir ölçüsüdür.
  • TÜFE: Şehirlerde yaşayan tüketicilerin, sabit bir mal ve hizmetler sepetinin satın alma maliyetindeki değişimi ölçer. Tipik bir hanehalkının yaşam maliyetinin göstergesidir.
  • ÜFE: Ülke ekonomisinde üretimi yapılan ve yurt içi satışa konu olan ürünlerin genel fiyat düzeylerindeki değişimi ölçer.
  • Faiz: İlk tanımı, bir borç anlaşmasının satışı sonucu elde edilen gelir oranıdır. İkinci tanımı ise üretim amaçlı girdi olarak kullanılan sermayenin gelir oranıdır.
  • Basit Faiz: Belli bir ana para üzerinden faiz hesaplanması ve vade sonunda tekrar aynı ana para üzerinden faiz işletilmesidir.
  • Bileşik Faiz: İlk dönem sonunda tahakkuk ettirelen faizin dönem sonunda ana paraya eklenmesi ve gelecek dönem için bu para üzerinden faiz işletilmesidir.
  • Nominal Faiz: Enflasyon oranından bağımsız (enflasyonun göz ardı edildiği) faiz oranıdır.
  • Reel Faiz: Enflasyondan arındırılmış faiz oranıdır.
  • Ödemeler Bilançosu: Bir ülkenin, belirli bir dönem içinde, mal, hizmet ve sermaye akımları gibi işlemler dolayısıyla dış dünyadan sağladığı gelirler ile dış dünyaya yaptığı ödemeleri içeren tüm iktisadi ilişkilerin sistemli bir biçimde yer aldığı bilançodur.
  • Cari İşlemler Hesabı: Mal ve hizmet ticareti ile transferlerin sonucunu gösterir.
  • Sermaye Hesabı: Hisse senedi, tahvil, gayrimenkul alım-satımı, borç alıp-verme ve doğrudan yatırımların net sonucudur.
  • İstatiksel Hata: Cari işlemler ve sermaye hesabı kayıtlarında ortaya çıkan hata, gecikme veya unutmalar bu kaleme yazılır.
  • Döviz Kuru: Yabancı bir para birimi için ödenen ulusal para miktarıdır.
  • Reel Döviz Kuru: Yerli para biriminin yabancı para karşısında satın alma gücüne göre hesaplanmış değerdir.
  • Nominal Döviz Kuru: Para biriminin ait olduğu ülkenin enflasyon oranı hesaba katılmaz. Piyasada geçerli kur nominal kurdur.
  • Reel Efektif Döviz Kuru: Nominal efektif döviz kurundaki nispi fiyat etkileri arındırılarak elde edilmektedir.
  • Nominal Efektif Döviz Kuru: Nominal efektif döviz kuru, ülkenin dış ticaretinde önemli paya sahip ülkelerin para birimlerinden oluşan sepete göre, yerli para biriminin ağırlıklı ortalama değeridir. Ağırlıklar ikili ticaret akımları kullanılarak belirlenmektedir.
  • Satınalma Gücü Paritesi: Ülkeler arasındaki fiyat düzeyi farklılıklarını ortadan kaldırarak farklı para birimlerinin satın alma güçlerini eşitleyen değişim oranıdır.
  • Bütçe Açığı: Bütçe harcamalarının bütçe gelirinin aşan kısmıdır.
  • Cari Açık: Ülkenin dışsatımıyla dışalımı arasında oluşan açık, dış ticaret açığı.
  • İkiz Açık Hipotezi: Cari açığın, kamu gelir gider dengesinin açık vermesinden kaynaklandığı ve cari açığın da dönüp kamu gelir gider açığını beslediği görüş
  • Üçüz Açık: Cari işlemler açığı, bütçe açığı ve tasarruf açığının bir arada olduğu durumdur.
  • Sızıntı: Toplam harcamaların otonom bileşenlerini düşüren kavramlardır. Gelir-harcama akımından gerçekleşen üç tür sızıntıdan söz etmek mümkündür: Tasarruflar, vergiler ve ithalat…
  • Enjeksiyon: Ekonomide toplam planlanan harcamaları arttıran unsurlara ya da ilavelere denir. Yatırım, kamu harcamaları ve ithalat…

2) Klasik Model Kavramları:

  • Klasik Dikotomi: Paranın yansızlığı, para arzındaki değişmelerin reel değişkenler üzerinde etkisinin olmaması
  • Üretim Fonksiyonu: Kullanılan girdi miktarları ile bu girdilerle üretilebilecek maksimum ürün miktarı arasındaki ilişkidir.
  • Say Kanunu: Her arz kendi talebini belirler. Ekonomideki toplam mal ve hizmet arzının bunlara yönelik talebe eşit olduğunu ifade eder.
  • Klasik Faiz Teorisi: Geçerli faiz oranı reel faiz oranıdır. Faiz oranı tasarrufların ödünç verilmesinden elde edilen getiridir ve aynı zamanda tüketimden vazgeçmenin bedelidir. Klasik modelde faiz oranı para piyasasında değil yatırımlar ve tasarruflar tarafından mal piyasasında belirlenir.
  • Miktar Teorisi: Para arzının doğrudan doğruya fiyat seviyesiyle orantılı olduğunu belirten para ekonomisi kuramı.

3)Keynesyen Model Kavramları

  • Mutlak Gelir Hipotezi: Bir dönem tüketimi, o dönemin (cari) gelirin bir fonksiyonudur. Gelir düzeyi yükseldikçe tüketim talebi yükselir.
  • Çoğaltan: Otonom harcamalarda meydana gelen bir değişimin geliri kaç kat artırdığını gösteren katsayıdır.
  • Tasarruf Paradoksu: halkın her ulusal gelir seviyesinde daha çok tasarruf yapmaya başlamasının (daha tutumlu hale gelmesinin) ulusal geliri artırmaması, aksine düşürmesine verilen addır.
  • Dış Ticaret Çoğaltanı: İç talepteki artışın bir ülkenin dış ticaretine olan etkisini gösterir.
  • Dış Yansıma: Milli gelirdeki ilk genişlemenin (daralmanın) diğer ülkelere yayılıp, kaynak ülkeye geri gelmesi ve onun gelirini yeniden artırması (daraltması) olayıdır.

4) IS-LM Modeli Kavramları

  • Likidite Tercihleri Teorisi: Para talebine neden olan unsurlar arasında spekülasyon güdüsü de yer almaktadır ve asıl önemli olan budur.
  • İşlem Güdüsü: Günlük ihtiyaçların karşılanabilmesi amacıyla elde para tutma isteği
  • İhtiyat Güdüsü: Olağan dışı durumlarda, güvenlik hissiyle para tutma isteği
  • Spekülasyon Güdüsü: Gelecekte yatırım fırsatlarını değerlendirerek kâr elde etme amacıyla elde para tutma isteği
  • Varlık Piyasası: Para, tahviller, hisse senetleri, gayrimenkuller ve her türlü servet unsurunun alınıp satıldığı piyasadır.
  • Tahvil: Borçlusu tarafından alacaklısına, belirli bir tarihte ana para ve yıllık faiz tutarının ödeneceğini gösteren evraktır. Devlet, mahalli idareler ve özel şirketler çıkartabilir.
  • Hisse Senetleri: İşletmenin kârından pay alma hakkı verir.
  • Maddi Varlıklar: Makineler, arai, her türlü sabit tesisler, evler, fabrikalar ve dayanıklı tüketim mallarıdır.
  • Likidite Tuzağı: Faiz oranı belli bir seviyeye düştükten sonra, likidite tercihinin, hemen hemen herkesin, kazançlı bir borç almak yerine nakit tutmayı tercih etmesi anlamında mutlak hale gelebileceği bir durumdur.
  • Geçiş Mekanizması: Reel para arzındaki değişmelerin önce faiz oranlarını ve buna bağlı olarak toplam talebi ve gelir düzeyini etkilemesidir.
  • Dışlama Etkisi (Crowding Out): Yükselen faiz oranlarının milli gelirdeki artışın bir kısmını ortadan kaldırmasına “dışlama etkisi” denir.
  • Maliye Politikası Çoğaltanı: Reel para arzı sabitken kamu harcamalarındaki bir birimlik değişmenin denge gelir düzeyini ne kadar değiştirdiğini gösterir.
  • Para Politikası Çoğaltanı: Otonom harcamalar sabitken reel para arzında ortaya çıkan bir birimlik değişimin denge gelir düzeyini ne kadar değiştiğini gösterir.

5) IS-LM-BP Modeli Kavramları

  • Sabit Döviz Kuru: Ulusal paranın değerinin para otoritesi tarafından yabancı bir para birimine ya da bir döviz sepetine sabitlendiği kur rejimidir. Yerel paranın değeri para otoritesi (merkez bankası) tarafından sabitlendiği için paranın değeri piyasadaki arz ve talep koşullarını yansıtmamaktadır. Merkez bankaları belirlenmiş kur üzerinden, döviz alım satımı yapar. Merkez bankası, herhangi bir ödemeler dengesi açık veya fazlasını finanse etmek zorundadır.
  • Esnek Döviz Kuru: Dalgalı ya da serbest kur olarak da adlandırılır. Esnek döviz sisteminde merkez bankası, döviz arz ve talebindeki dengesizliklere müdahale etmez. Döviz kuru, döviz arz ve talebini eşitleyecek şekilde piyasada belirlenir.
  • Tam Esnek Döviz Kuru: Merkez bankasının döviz piyasasına hiç müdahale etmediği sistemdir.
  • Kirli (Yönetilen) Esnek Kur Sistemi: Merkez banklarının ilke olarak döviz kuruna müdahale etmediği ancak kısa dönemdeki aşırı dalgalanmaları önlemek amacıyla gerektiğinde müdahale ettiği sistemdir.
  • Devalüasyon: Bir ülkenin resmi para biriminin diğer ülke para birimleri karşısında değerinin azaltılmasıdır. Devalüasyon devlet tarafından, ülke ekonomisine yapılan dışarıdan bir müdahaledir.
  • Marshall-Lerner Koşulu: Devalüasyonun dış açık üzerindeki etkisini inceler. Marshall-Lerner’e göre ihraç malının yurt dışı esnekliği ile ithal malının yurt içi esnekliği toplam birden büyük olursa (ex+em>1 ) devalüasyon amacına ulaşabilir.
  • Dilenci Komşu Politikası: İşsizliğin ihracıdır. Bir ülkenin para arzını artırması dış değerini düşürürken, net ihracatını artırarak, istihdam ve hasıla düzeyini yükseltir. Fakat bir ülkenin net ihracatını artırması, diğer ülkelerin dış ticaret dengeleri aleyhinedir ve hasıla ile istihdam düzeyinin düşürür. Bu nedenle paranın dış değerini düşürmeye dayalı bir dış ticaret politikası dilenci komşu politikası olarak adlandırılır.

5) Toplam Talep ve Toplam Arz: AD-AS Modeli Kavramları

  • Toplam Talep Eğrisi: Her bir fiyat düzeyinde para ve mal piyasalarının dengede olduğu hasıla seviyelerini gösterir.
  • Toplam Arz Eğrisi: Farklı fiyat seviyelerinde, ekonomideki bütün firmaların arz etmeyi planladıkları hasıla miktarını gösterir.
  • Dirsekli Toplam Talep Eğrisi: Likidite tuzağı ve yetersiz yatırım durumlarında toplam talep eğrisi
  • Pigou Etkisi: Fiyatlarda meydana gelen düşme sonucu reel servette ortaya çıkan artışın tüketim harcamaları üzerindeki etkisidir.
  • Yapışkan Ücret Modeli: Sözleşmeler tarafından belirlenen ücret düzeyinin kısa dönemde yapışkan olduğu kabul edilir. Yeni sözleşme dönemlerine firmalar ve işçiler fiyatlar genel düzeyi arttığında tahminde bulunurlar. Buradan hareketle firmalar ve işçiler hedefledikleri reel ücrete ulaşmak isterler. Ekonomide gerçekleşen fiyat düzeyinin beklenen fiyat düzeyinden daha büyük olduğu durumda firmanın hedeflediği reel ücret düşerken firmaların emek talebi artar. Artan emek talebi istihdamı arttırıp işsizliği azaltırken ekonomide gelir düzeyinin armasına ve kısa dönem arz eğrisinin pozitif eğimli olmasına neden olur.
  • Yapışkan Fiyat Modeli: Firmaların talepteki değişmeye tepki olarak ürünlerine uyguladıkları fiyatları hemen değiştirmezler. Fiyatlar bazen firmalar ve tüketiciler arasındaki uzun dönemli sözleşmelerle düzenlenir. Hatta resmi anlaşmalar yapılmasa bile firmalar düzenli müşterilerini sık sık fiyat değişiklikleri ile sıkmamak ve bıktırmamak için fiyatlarını istikrarlı tutmaya çalışabilir. Firmaların fiyatlarını, fiyat listeleri ya da broşürleri basarak ilan etmesi durumunda da fiyat yapışkanlıkları ortaya çıkabilir.
  • Etkin Ücret Teorisi: Azgelişmiş ülkelerde daha yüksek ücretler işçilerin daha iyi beslenmelerine ve daha iyi eğitime kavuşmalarını sağlayarak verimliliklerini artırmasıdır.
  • Fiyatların Karışık Ayarlanması: Ekonomide tüm firmalar fiyatlarını aynı zamanda ayarlamaz. Bunun yerine fiyatların ayarlanması ekonomide karmaşık bir zamanlamayla ortaya çıkar. Bu duruma fiyatların karışık ayarlanması denir.
  • İçeridekiler-Dışarıdakiler Modeli: Ücretlerin işsizliğe karşı neden hızlı şekilde tepki göstermediği sorununu inceler. İş gücü piyasasında mevcut çalışan işçilerin yaptığı işi çok daha düşük ücretle yapmaya hazır olan işçiler olsa bile firmalar mevcut işçilerine daha yüksek ücret ödeme eğilimindedir.
  • Eksik Bilgi Modeli: İktisadi karar birimlerinin karar alırken bazı özel bilgilere ulaşamamaları durumu
  • İşçilerin Yanılması Modeli: Firmalar fiyat düzeyini doğru tahmin ederken, işçiler ise parasal yanılgı içerisindedir. Çünkü işçiler adaptif ya da uyarlayıcı beklentilere sahiptir. Firmalar ürettikleri malların fiyatları ve fiyatlar genel düzeyi hakkında tam bilgi sahibiyken çalışanlar fiyatlar genel düzeyi hakkında tam bilgi sahibi değillerdir. Bu durumda reel ücreti dikkate alarak çalışma kararı alan işçiler fiyatlar genel düzeyini tahmin ederler. Buna göre emek arzı beklenen reel ücretin bir fonksiyonu olur.
  • Lucas Kritiği: Ekonomi politikalarının tasarımında geleneksel ekonometrik modellerin kullanılmasını sorgular. Bu ekonometrik modeller geçmişe ait verileri kullandığından, ekonomik birimlerin politikalara tepkileri konusunda gerçekçi bir varsayım yapamamaktadırlar. Bu modeller, bireylerin beklentilerini intibakçı beklentiler varsayımı altında oluşturduklarını varsaymaktadır.
  • Arz Şokları: Arz şoku, üretim fonksiyonunu kaydırarak veri bir emek ve sermaye miktarında üretilebilecek reel hasılanın miktarını veya hasıla miktarı veri iken fiyatları değiştiren olaylardır. Yeni bir üretim tekniğinin geliştirilmesi, hava koşullarının kötüleşmesi veya hammadde fiyatlarının aşırı yükselmesi gibi…

6) Konjonktür Teorileri Kavramları

  • Konjonktür Hareketleri: Ekonomik faaliyetlerin genelinde, eşzamanlı olarak gözlemlenen ve belli süreklilik arz eden dalgalanmalardır. Bu dalgalanmalar düzenli değildir.

(y=trend+konjonktür dalgası+mevsimsellik+rassal faktör)

  • Trend: Trend bileşeni, değişkenin uzun dönemdeki hareketini ifade eder ve değişkenliği azdır. Değişkenin potansiyel ya da doğal seviyesi olarak da adlandırılabilir.
  • Mevsimsellik: Makroekonomik değişkenin her yıl belli zamanlarda gösterdiği düzenli hareketlerdir.
  • Rassal Faktörler: Makroekonomik değişkenlerde nedenleri tam olarak belirlenemeyen ve sistematik olmayan hareketler.
  • Konjonktürel Dalgalanma: Tek bir sektörde veya GSYH gibi tek bir iktisadi değişkende gözlemlenen dalgalardan ziyade, ekonominin hemen hemen bütün sektörlerinde ve birçok makroekonomik değişkende gözlemlenen dalgalanmalardır.
  • Öncü Değişkenler: Konjonktürel dalganın genişlemeye veya daralmaya dönmesinden önce yön değiştiren değişkenlerdir.
  • Uyarım Mekanizması: Meydana gelecek bir şokun ekonomiyi etkileme sürecidir. Konjonktür dalgasının ilk safhasıdır.
  • Yayılma Mekanizması: Ekonomide meydana gelen şokun büyüyerek ekonominin geneline yayılmasıdır. Konjonktür dalgasının ikinci safhasıdır.
  • Çarpan: Otonom (bağımsız) yatırımlardaki bir değişikliğin milli gelirde meydana getireceği artışlar veya azalışlardır.
  • Hızlandıran: Uyarılmış yatırımlarda meydana gelen bir artışın milli gelir üzerindeki etkisini ifade eder.
  • Çarpan Hızlandıran Mekanizması: Çarpan ve hızlandıranın birlikte çalışmasına çarpan hızlandıran mekanizması denir. Samuelson Salınımı olarak da bilinir. cari dönem yatırım talebi, cari dönem milli gelir artışına bağlıdır. Hızlandıranın geçerli olması durumunda çarpanın değeri artar.
  • Zamanlararası İkame: İşçiler iyi bir şekilde ödüllendirilirse daha fazla çalışmakta, çalışmanın mükafatı azaldıkça ise çalışma saatleri azalmaktadır. Bazı durumlarda ise çalışmanın karşılığının iyice düşmesiyle işçiler hiç çalışmamayı bile tercih etmektedir. Çalışmanın zaman boyunca bu şekilde yeniden tahsisi, işgücünün zamanlararası ikamesi olarak adlandırılmaktadır.

 7) İşsizlik ve Enflasyon Kavramları

İşsizlik Kavramları

  • Açık İşsizlik: Bir bireyin para kazanmak veya geçimini temin etmek üzere yapacak bir işinin olmamasıdır.
  • Gizli İşsizlik: Bir kişinin açık bir şekilde işsiz görünmemesine rağmen gerçekte üretime hiçbir katkısının olmamasıdır.
  • İradi İşsizlik: İşçinin marjinal ürününe veya verimliliğine eşit bir reel ücret teklifini reddettiği zaman ortaya çıkan işsizlik türüdür.
  • Gayri İradi İşsizlik: İşçinin piyasada geçerli ücret haddinden çalışmayı kabul etmesine rağmen işsiz olması durumudur.
  • Friksiyonel (Arızî) İşsizlik: İşgücü piyasasındaki olağan hareketlilikten dolayı ortaya çıkar. Ekonomi tam istihdamdayken bile bu işsizlik türünün ortadan kaldırılması mümkün değildir.
  • Yapısal İşsizlik: Ekonomideki yapısal değişiklikler sonucu ortaya çıkan işsizlik türüdür. Emek-yoğun endüstrilerin makineleşmesiyle ortaya çıkan işsizlik gibi…
  • Devrevi İşsizlik: Ekonomide belli dönemlerde ortaya çıkan işsizlik türüdür. İki türü vardır: Mevsimsel ve Konjonktürel işsizlik. Mevsimsel işsizlik, ekonomik faaliyetlerin yılın belirli dönemlerinde yoğunluklarını kaybetmelerine bağlı olarak ortaya çıkar. Konjonktürel işsizlik ise konjonktürel dalgalanmalara bağlı olarak gerileme ve durgunluk dönemlerinde toplam talepteki daralmaya bağlı olarak ortaya çıkan işsizliktir. Konjonktürel işsizlikte fiili hasıla, potabsiyel hasılanın altındadır.
  • Doğal İşsizlik: Bir ekonominin normal çalışma seviyesindeyken var olan işsizlik düzeyidir.
  • NAIRU: Enflasyonu hızlandırmayan işsizlik oranıdır.
  • Histeri Hipotezi: Birtakım mekanizmalar yoluyla bir talep yetersizliğinin doğal işsizlik oranını değiştirebileceği ve ekonomide kalıcı olarak olumsuz bir etki bırakabileceği durumdur.

Enflasyon Kavramları

  • Sürünen Enflasyon: Fiyat artışlarının oldukça ılımlı olduğu ve tek haneli enflasyon oranının görüldüğü enflasyon oranıdır.
  • Dörtnala Enflasyon: Enflasyon oranının çift haneli rakamlara ulaştığı enflasyon türüdür.
  • Hiperenflasyon: Enflasyon oranının üç ya da 4 haneli rakamlara ulaştığı enflasyon türüdür.
  • Talep Enflasyonu: Toplam talebin, toplam arzdan fazla olması durumunda ortaya çıkan enflasyon türüdür.
  • Arz Enflasyonu: Toplam arzda meydana gelen azalma sonucu üretim sevşyesnşn düşmesi ve fiyatlar genel düzeyinin artmasıdır.
  • Maliyet Enflasyonu: Mal ve hizmetlerin maliyetinin artması sonucu arzın azalması ve fiyat genel düzeyinin yükselmesidir.
  • İthal Enflasyon: İthal edilen girdilerin fiyatındaki artıştan dolayı maliyetlerin dış kaynaklı olarak artması ve buna bağlı olarak fiyat genel düzeyinin yükselmesidir.
  • Fiyat Enflasyonu: Piyasa sisteminin etkinliğinin bozulmasından dolayı ortaya çıkan enflasyon türüdür.
  • Kronik Enflasyon: Uzun yıllar boyunca bir ülkede aşır enflasyonun yaşanması ve enflasyonun kontrol altına alınamamasıdır.
  • Yapısal Enflasyon: Özellikle gelişmekte olan ülkelerde görülür. Gelişmekte olan ülkelerin kendine has yapısal özelliklerinden dolayı ortaya çıkan enflasyon türüdür.
  • Çekirdek Enflasyon: Bir ülkede mevsimsel dalgalanmalardan, geçici etkilerden arındırılmış enflasyon türüdür.
  • Manşet Enflasyon: Kamuoyu tarafından dikkat çekilen TÜFE, manşet enflasyon olarak kabul edilir.
  • Karma Enflasyon: Enflasyonun hem talep artışından hem de maliyet artışından dolayı ortaya çıkmasıdır. Hem talep itişli hem de maliyet itişli enflasyonist süreci ifade eder.
  • Mark-up Enflasyonu: Karma enflasyonu açıklamak için geliştirilmiş bir kavramdır. Önce talep itişli enflasyon meydana gelir ve bunu maliyet itişli enflasyon takip eder.
  • Ayakkabı Eskitme Maliyeti: Enflasyonun yüksek olduğu zamanlarda kişiler ellerinde nakit tutmak yerine paralarını bankaya yatırarak faiz geliri elde etmek ister. Bu nedenle nakit ihtiyaç olduğunda bankaya gitmek zorunda kalırlar. Böylece ayakkabılarının tabanları aşınır ve buna ayakkabı eskitme maliyeti denir.
  • OliveraTanzi Etkisi: Yüksek enflasyona sahip olan bir ülkede toplanan verginin reel değerinde düşme meydana gelmesidir.
  • Enflasyonist Atalet: Enflasyon oranının politika değişikliklerine yavaşça tepki göstermesidir.
  • Stagflasyon: Bir ekonomide enflasyon ve durgunluğun bir arada görülmesi durumudur.
  • Deflasyon: Ortalama fiyatlar genel düzeyinin sürekli düşmesidir.
  • Resesyon: Bir ekonomide üst üste iki çeyrek küçülme yaşanmasıdır.
  • Depresyon: Bir ekonomide uzun süreli ve sürekli olarak reel GSYH’nin azalmasıdır.
  • Slumflasyon: Resesyon ile enflasyonun birlikte olduğu durumdur. Ekonomi küçülürken aynı zamanda enflasyon sorununun yaşanmasıdır.
  • Reflasyon: Deflasyon içindeki ve deflasyonist bir süreç yaşayan ekonominin tekrar dengeye getirilme çabasıdır.
  • Fisher Etkisi: Uzun dönemde beklenen enflasyon oranındaki değişmeler aynı oranda nominal faiz oranında bir değişime neden olmaktadır. Bu durum Fisher Etkisi ya da Fisher Hipotezi olarak adlandırılmaktadır. Enflasyon ve nominal faiz oranları arasında böyle bir ilişkinin olmasının nedeni, uzun dönemde reel faiz oranının enflasyon oranını etkileyen parasal dengesizliklerden etkilenmemesidir. Kısacası reel faiz oranının sabit olmasıdır.
  • Hoş Olmayan Aritmetik: Başlangıçta bütçe açığı olan devletin borçlanma yerine para basarak açığı kapatma yoluna gitmesi daha az enflasyonist etki yaratacaktır. Diğer bir ifadeyle parasal finansmandan kaçınmak uzun dönemde daha fazla enflasyona yol açar. Monetaristler enflasyonun nedeninin para basmak olduğunu varsaydıklarından bu olgu hoş olmayan aritmetik olarak adlandırılmıştır.
  • Enflasyon Vergisi: Elinde para bulunduranların enflasyon nedeniyle uğradığı sermaye kaybıdır.
  • Senyoraj: Devletin para basma tekeline sahip olmasının sonucu olarak para basmaktan elde ettiği geliri ifade eder.

Ekonomik Büyüme Kavramları

  • Ekonomik Büyüme: Ekonomik büyüme; bir ülkede üretilmiş olan malların ve hizmetlerin kapasitesinde ortaya çıkan artıştır.
  • Büyüme Hızı: Ulusal yıllık gelirin bir önceki yıla oranla kişi başına düşen artışındaki hız.
  • Ölçeğe Göre Getiri: Ölçeğe göre getiri, tüm üretim öğelerinin aynı oranda değiştirilmesi sonucu gerçekleşen üretim değişimiyle ilgili bir kavramdır. Başka bir deyişle ölçeğe göre getiri, üretim öğelerinde aynı anda (eş anlı olarak) ortaya çıkan değişmeye karşı, üretimin duyarlılığını gösterir.
  • Ölçeğe Göre Artan Getiri: Tüm üretim faktörleri aynı oranda artarken üretim miktarının üretim faktörlerinin artış oranından daha fazla arttığı, diğer bir deyişle üretim miktarı artarken uzun dönem ortalama maliyetin azaldığı durum
  • Ölçeğe Göre Azalan Getiri: Tüm üretim faktörleri aynı oranda artarken üretim miktarının üretim faktörlerinin artış oranından daha az arttığı, diğer bir deyişle üretim miktarı artarken uzun dönem ortalama maliyetin arttığı durum.
  • Ölçeğe Göre Sabit Getiri: Tüm üretim faktörleri aynı oranda artarken, üretim miktarının da aynı oranda artması.

Diğer İktisat Kavramları

  • Sermayenin Marjinal Verimliliği: Diğer üretim faktörleri sabitken, sermaye miktarındaki bir birimlik değişmenin toplam üretimde yol açtığı değişme.
  • Kredi Tayınlaması: Kredi piyasasında talebin arzı aşması nedeniyle kredi almak isteyenlerin artması, ancak kısıtlamalar sonucu cari faiz oranından istedikleri kadar krediyi alamamalarına denir.
  • M0: Dolaşımdaki para – Banka Kasalarındaki Para
  • M1: M0 + TL ve YP Vadesiz Mevduat
  • M2: M1 + TL ve YP Vadeli Mevduat
  • M3: M2 + Repo ve Para Piyasası Fonları + Bankalarca İhraç Edilen Menkul Kıymetler
  • Zorunlu Karşılık Oranı: Mevduat kabul eden bankaların bu mevduatlara karşılık olarak, merkez bankasında tutmaları gereken mevduatlarının kanunen saptanmış oranıdır.
  • Enflasyon Hedeflemesi: Belirli bir dönem sonu için uygun enflasyon oranının belirlenmesi ve o orana ulaşılabilmesi için para politikası araçlarının kullanılmasını kapsar.
  • APİ: Merkez Bankası’nın dolaşımdaki para miktarını kontrol edebilmek amacıyla hazine bonosu, tahvil ve hisse senedi alım satımına gitmesidir. Merkez Bankası’nın amacı, banka rezervleri ile oynayarak para arzını etkilemektir.
  • Reeskont Kredileri: Bir banka tarafından iskonto edilmiş bir borç senedinin bir merkez bankası tarafından yeniden iskonto edilmesi karşılığında verilen kredidir.

 

Aslı İşbilir

Gazi İktisat '19 - İktisat YL

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı