Mağcan Cumabay
Kazak Türk edebiyatının 20. yüzyıl başındaki en parlak temsilcilerinden biri olan Mağcan Cumabay (1893–1938), eserlerinde Türkçü ve Turancı idealleri savunması, Türk dünyasının birliğini yüceltmesi ve milli şuuru canlı tutma çabasıyla döneminin en etkili şair, yazar ve pedagoglarından biri olmuştur. Eğitimini Tatar aydını M. Begişev’in medresesinde tamamlayarak Arapça, Farsça ve Türkçeyi derinlemesine öğrenen Cumabay, tüm ömrünü halkını eğitmeye ve milli bilinci uyandırmaya adamış; özellikle Türkiye’nin Kurtuluş Savaşı döneminde Orta Asya’da yürüttüğü maddi destek kampanyaları ve “Uzaktaki Kardeşime” adlı şiiriyle Anadolu’daki kardeşleriyle sarsılmaz bir gönül bağı kurmuştur. Sovyet Rusya yönetimi tarafından Türk birliği fikriyatı sebebiyle sürekli baskı altına alınan, 1929’da tutuklanıp 10 yıl hapse mahkûm edilen ve Maksim Gorki’nin girişimleriyle bir süre serbest kalsa da 1938 yılında asılsız “Japon casusu” suçlamasıyla henüz 44 yaşındayken kurşuna dizilerek şehit edilen şairin mirası, eşi Züleyha tarafından büyük bir fedakârlıkla saklanarak günümüze ulaştırılmıştır. 1960 yılında itibarı iade edilen Mağcan Cumabay, bugün hem Kazakistan’ın milli kahramanlarından biri hem de Türk dünyasının ortak edebiyat ve fikir tarihinde, birleştirici ve vatansever kimliğiyle müstesna bir yere sahip olan, ölümsüz bir Türk şairi olarak saygıyla anılmaktadır.




