Kitap Alıntıları

Türk Kültürü ve Milliyetçilik (Erol Güngör) Kitap Alıntıları

Türk sosyal psikoloji profesörü ve Türk milliyetçisi fikir adamı Erol Güngör’ün kaleme aldığı “Türk Kültürü ve Milliyetçilik” adlı eserden alıntılar derledik. İyi okumalar.

Erol Güngör – Türk Kültürü ve Milliyetçilik Kitap Alıntıları

1) “Dünyada Türkler kadar eski bir tarihe sahip olan pek az millet gösterilebilir. Bu kadar uzun bir macerası olan bir millet hâlâ yaşadığına ve yakın zamana kadar dünyanın en büyük imparatorluğunu yaşattığına göre, her şeyden önce eşi az görülür bir hayat gücüne sahip demektir.”

2) “Bütün milliyetçilik hareketlerinin ortak özelliklerinden biri ve belki en çok belirgin olanı halkçılıktır.”

3) “İnsanın anlayışlı bir muhatap bulması ne büyük saadettir!”

4) “Batı medeniyetinin pozitivist tavrı, onu yanlış anlayan münevverlerin geleneksel kültüre cephe almasına ve halktan kopmasına, mecburî kültür değişimleri de değiştirme teşebbüslerinin ters neticeler vermesine yol açmıştır.”

5) “Türkçülerle inkılâpçıların temelde ayrıldıkları nokta Türk milletinin batı medeniyetine intibakı için seçilecek yoldu.Türkçüler medeniyet değişmesi esnasında millî hüviyetin kaybedilmemesi için çalıştılar, inkılâpçılar veya Avrupacılar ise onların millî kültür dedikleri şeye zaten esastan cephe almışlardı.”

★★★

6) “Milliyetçilerin dikkat edecekleri ikinci önemli nokta da, tarihi yanlış yorumlamamaktır. İnkılâpçılar Osmanlı-Türk kültürünü millî karakterden uzaklaşmakla Arap ve Fars kültürüne tabi olmakla suçluyorlar.Osmanlı medeniyeti karşısında ondan daha üstün bir Arap ve Acem medeniyetinde veya kültüründen bahsetmek pek gülünç olur.O devirde biz mensup olduğumuz medeniyet dairesinin merkezi ve yıldızı idik.”

7) “Her memlekette milliyetçilik o memleketin kendine mahsus şartları içinde gelişmiş ve bir memlekette aldığı şekil çok defa bir başka yerdekiyle ihtilâf veya tezat halinde görülmüştür.”

8) “Yaşadığımız her an, göz açıp kapayıncaya kadar eski olmaktadır ve yeni sadece belirsiz bir boşluktan ibarettir. O sadece zaman içinde derhal kaybolan bir noktadır ve geriye alınmadığı gibi ileriye de bir uzantısı yoktur. Geriye doğru bütün zaman ve mekân eskiye aittir, ileriye doğru olan ise devamlı bir şekilde eskiye eklenmektedir. En yeni diye öğrendiğimiz şeyler bile maziye aittir çünkü bizim onları öğrenmiş olmamız bu yeniliğin artık geçmiş bir zamanda kaldığını gösterir.”

9) “Hakikatte, milliyetçiliğin asıl hedefi geniş kitlenin iradesine dayanan bağımsız bir siyasi idare(self-government) ve bu siyasi birlik içinde milli bir kültür meydana getirmek olmuştur.”

10) “Memleketteki babasına bir sahife doğru Türkçe mektup yazamayan, fakülteye vereceği dilekçeyi başkalarına danışan bu gençler hangi fikrin münakaşasını yapacaklar?”

★★★

11) “Ama şurası muhakkak ki insanlar dünyanın değişen kıymetlerine karşı değişmeyen esaslar arıyorlar, bir bitki gibi doğum ile ölüm arasında sıkışıp kalmaktan kurtularak ebedî olmak istiyorlar. Tabiatın kör kuvvetlerine karşı hak ve adalet getiren bir nizam istiyorlar. Bunlar ise dinden başka bir yerde bulunamıyor.”

12) “Fakir olduğumuz için kalkınamıyoruz, kalkınamadığımız için fakir kalıyoruz.”

13) “Büyük Harpten sonra İngiliz işgali altında kalan Arap memleketlerinde bütün tarih kitapları İngilizler tarafından yazdırılmış ve böylece Arap okullarında yeni nesillere şiddetli bir Türk düşmanlığı aşılanmaya çalışılmıştır. Unutmayalım ki, Batılı devletlerin Birinci Dünya Harbinden sonra Ortadoğu’ya ekmiş oldukları nifâk tohumları bize de çok tesir etmiştir.”

14) “Avrupa Ortak Pazarı’nın kuyruğu mu, yoksa Ortadoğu’nun başı mı olacağız? Bize düşman olan ve düşman kalacak bir medeniyetin çöpçülük hizmetini mi, yoksa kendi medeniyetimizin öncülüğünü mü yapacağız? Türk münevveri bu konuda derhal bir karar vermelidir.”

15) “Türk’ün vatan anlayışı için şöyle pratik bir formül bulabiliriz: Nerede evliya kabri varsa orası Türk toprağıdır.Evliyası olmayan yerde Türk de yok demektir; eğer olsaydı mutlaka içlerinden ya bir şehit,ya bir ulu kişi çıkardı ve halkın gönüllerini kendi kabri üstünde birleştirirdi.”

★★★

16) “Bir milletin yaşama gücü onun kültüründe çok sağlam dayanakların bulunmasıyla mümkündür.”

17) “Fakat cemiyet çözülüp dağılmaya başlayınca kıymetlerden sapma halleri değil, bizzat bu kıymetler şüphe ve münakaşa konusu olur.”

18) “İnsanları bir arada tutan şey bazı manevî normlara, yani ahlak standartlarına ortak olarak inanmalarıdır. Bu manevi inançlar olmadan cemiyet hayatı olmaz. Hâlbuki ahlak normları elle tutulup gözle görülmeyen, sadece inanılan şeylerdir. Mesela tabiatta eşitlik yoktur, eşitlik insanlara ait bir idealdir, bir sosyal ahlak ölçüsüdür. İşte bu ahlak ölçülerinin, kaidelerinin en büyük kaynağı dindir. Cemiyette böyle bir nizam olmasaydı o zaman devrimcilerin en yüksek kanun dedikleri “doğa kanunu” hüküm sürerdi, yani kuvvetli olan zayıf ezip giderdi.”

19) “Tarihte bir çok cemiyetlerin ilimsiz yaşadıkları görülmüştür, ama hiç birinin dinsiz yaşadığı görülmemiştir.”

20) “Şarklı mı idik? Hayır! Ya Garblı? Bunu da hiç kimse iddia edemez. Kendimize mi benziyorduk? O da değil! Zaten Garbı tanısaydık kendimize dönerdik!”

★★★

21) “Kültürdeki eskilik ve yenilik hiç bir zaman teknolojideki veya McIver’in tabiriyle medeniyetteki, eskilik-yenilik manâsına gelmez… Medenî veya teknolojik eserlerde yenilik her zaman mükemmellik manâsına gelir. Yeni bir tekniğin insana yaptığı hizmet eski bir tekniğin yaptığından daima daha fazla ve daha üstündür. Bu üstünlük medeni eserlerin birer vasıta olmasından ileri gelir. Bu vasıtanın bizim gayemize ne derecede hizmet ettiğini anlayabilmek için objektif ölçüler bulabiliriz bu yüzden daha iyi olan vasıtayı daha az iyi olana tercih ederiz ve yenisi varken eskisini kullanmayız.”

22) “Kültür sahasında eski ve yeni tabirlerinin objektif manâsı yoktur bu tabirler sadece iki şey arasındaki zaman farkını gösterir. Kültür kıymetleri kendi başına gaye olan şeyler oldukları için bunlar hakkında vakıa hükmü değil, kıymet hükmü verilebilir. Nitekim kültüre ait eserlerin tarih içindeki gelişmesinde tek istikametli ve ileriye doğru bir gidiş görülmez. Âşık İzzet’in Karacaoğlan’dan ve Atilla ilhan’ın Nedim’den daha iyi şair olduklarını söyleyemeyiz, halbuki bunlar arasında geçen zamanda teknolojik veya medenî gelişmeler daima eskisinden daha mükemmel olmuştur. Bugünkü Yunanistan’ın medenî seviyesi Eski Yunan’dan iki bin yıl daha ileridedir ama bugünkü Yunanistan’da Fidyas ayarında bir heykeltıraş veya Eflâtun çapında bir filozof yoktur.”

23) “İktidara gelenlerin de gelmeyenlerin de kendilerinden başka kimseye kıymet vermeyişleri. Halk zekidir, çünkü kendileri gibi kıymetli insanları seçmiştir; halk cahildir, çünkü kendilerinin kıymetini anlayamamıştır.”

24) “Türk kültürü bizim nesillerimiz için bir müzelik eşya haline gelmiştir. Bugün bir Türk’ün kafasında Üçüncü Ahmet Çeşmesi’nin Paris’teki Zafer Takı’ndan daha fazla manası yoktur. Bir Amerikalı turist gibi biz de bu çeşmenin karşısında “çok güzel” demekten başka bir şey söyleyemiyoruz ve bu “güzel” sıfatının dayanağı olabilecek bütün değerlendirmelerden mahrum bulunuyoruz.”

25) “Aradan uzun yıllar geçip de “yenilik” hevesi eski ateşini kaybetmeye başladığı zaman kültür açlığı iyiden iyiye hissedilir. İşte kültür unsurları uzun yılların maksatlı tahribat veya sırf ihmali yüzünden hakikaten “eski” olmuşlar ve milletin yeni hayatiyle ilgilerini büyük ölçüde kaybetmişlerdir.”

(Bu yazıdaki bakış açıları; Turkau'nun genel görüşlerini ve ilkelerini yansıtmayabilir.)

Turkau

Turkau.com ana editör hesabı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı